MAVİKENT-GAGAİ PAFTA 20

Mavikent – Karaöz

Paftadaki Likya yolunun tamamı,  denize paralel olarak kumsal üzerinde ilerler. Mavikent yerleşiminin güneyinde sahilde Gagai arkeolojik yerleşim – su kemerleri görülebilir.

Her ne kadar pafta lejantında market veya yerleşim olarak işaret konulmuş ise de, bu paftadaki yerleşimlerin özellikle sahildeki kısmı, yazlık,  tatil amaçlı yerleşimler olup, kış aylarında boş olma ihtimalleri yüksektir. Özellikle yiyecek ve su için market yazın bulunur.

GAGAİ

Antalya İli, Kumluca İlçesi, Mavikent Beldesi sınırlarında bulunan Gagai, yöresel ismi Aktaş olan, kumsalda bulunan beyaz kalker tepeciğinin kuzeyindeki tepe, etekleri ve önündeki düzlük üzerinde kurulmuştur. Yerleşimin adı antik kaynaklarda ilk olarak “Palaion, Teikhos yada Eski Kale” biçiminde geçmektedir.

Pek çok kaynakta kentin isminin Dorca toprak anlamına gelen “Ga” kelimesinden türetildiği yada Nemius adında Rodoslu bir komutanın Likya ve Kilikyalı korsanlara karşı bir savaş kazandıktan sonra, bir fırtınanın içine dalarak gemisinin tehlikeye düştüğü, geminin tayfasının da karayı görünce “ga ga” diye bağırdığı şeklinde söylenceler olsa da Gagai kelimesinin eski Anadolu dillerinde bulunan ve Likçe yazılı sikkelerde “Gaxe” olarak geçen “Hahha” kelimesinden geldiği tahmin edilmektedir.

Yakınlarında ismini kentten alan Gages isimli bir akarsu ve Gagates isimli bir linyit ocağının bulunduğu, kentin ününün buradan geldiği söylenmektedir. Gagai, Rhodiapolis ve Corydalla ile oluşturdukları, Corydalla’nın liderliğini yaptığı birlikle Likya Birliğinde temsil edilmiştir. Roma Dönemi kaynaklarında sıkça anılan kente Opramoas tarafından hamam inşaatı için bağış yapılmıştır.

Gagai sikke basan kentlerden olup ilk sikkesini Klasik dönemde basmıştır. Kent sikkelerinin üzerinde yer alan Athena betimlemesinden kentte kutsal sayılan Tanrının Athena olduğu tahmin edilmektedir.

Klasik-erken Helenistik döneminden itibaren yerleşim görmüş olan Gagai, Roma döneminde büyümüş, tepenin etekleri ve düzlüklerde yapılar inşa edilmiştir. Kent, Akropol, Aşağı Akropol, Kent Merkezi ve Nekropol alanlarından oluşmaktadır.

Kentin Akropolü kara ve deniz yollarının rahatlıkla kontrol edilebildiği bir tepe üzerindedir. Akropol aynı zamanda kentin en erken dönemine ait yapı kalıntılarını içermektedir. Akropoldeki dikdörtgen formlu kalenin duvarları erken Bizans dönemine aittir. Kalenin içinde Helenistik dönemde yapılmış bir kale kalıntısı bulunmaktadır. Kule, kentin en yüksek ve bölgeye hakim noktasındadır. Akropolün batısında 5. yy.’a ait bir kilise kalıntısı bulunmaktadır.

Aşağı akropol, denizden yükselen ilk tepe üzerindedir. Sur duvarlarının 6.-7. yüzyıllardaki ilk Arap saldırıları sırasında yapıldığı tahmin edilmektedir. Aşağı Akropolün içindeki kule kalıntısı, 10.-12. yüzyıllara tarihlendirilmiştir.

Akropolün batı ve kuzeybatısındaki düzlükler, Gagai kentinin merkezini oluşturmuştur. Hamam, Tiyatro, Aquadukt, Nymphaion olduğu tahmin edilen kamusal yapılar bu düzlüktedir. Ancak yapı kalıntılarındaki tahribat ve belirsizlik işlevleri konusunda tahminden öte gidememektedir.

Kentin Nekropolü, Akropolün kuzey yamaçlarındaki kayalıklardadır. Mezarlar, Helenistik ve Roma dönemi özelliklerini göstermektedir. Likya tipi hiçbir mezara rastlanmamıştır.