BOĞAZCIK-ÜÇAĞIZ PAFTA 13

Boğazcık – Üçağız 

Boğazcık yerleşiminin girişinden sağa doğru Likya yolundan devam edilmez ise köy içinde yemek, içme suyu ve hatta konaklama imkanı için yerel halk evlerinden faydalananmak mümkündür. Köyün girişinde sağa doğru sapan Likya yolu, tepenin üzerinden sola , Apollonia arkeolojik yerleşiminin bulunduğu tepeye doğru yönelir. Harabelerin olduğu tepenin yamacındaki asfalt yolu kısa bir süre takip ettikten sonra, sağa sapar , taşlık arazilerden bayır aşağı inildikten sonra zeytinlikler arasında kızıl toprakta patikalardan geçerek Aperlai arkeolojik yerleşimine inilir. Harabelerin önündeki lagün ile , Kekova adasının kuzeybatısındaki lagün arasında , bir boğaz boyunca kızıl renkli tarlalardan , harabelere paralel bir şekilde devam ederek doğudaki diğer lagüne ulaşır. Buradan kuzey yönünde, tepenin üzerinde, keyifli patikalardan , büyük ağaçların bulunduğu geniş düzlüklerden geçerek Kekova ve Üçağızı gören bir tepeden aşağı inilir. Üçağızın önündeki Lagünün kıyısına varıldıktan sonra, denize paralel olarak masalsı bir yolda, yuvarlak büyük kayaların arasında , Akdenizde dahi ender görülen bir botanik yapı içerisinde Üçağıza varılır. Üçağızdan Kekova adasına giden tur tekneleri ile bölgedeki arkeolojik yerleşimler görülebilir. Üçağızın merkezinde Teimusa arkeolojik yerleşimi de görüldükten sonra , doğu yönünde deniz Lagününe paralel olarak ilerler.

Likya yolu olarak işaretlenmiş güzergahın dışına çıkılarak , paftada görülen diğer arkeolojik yerleşimler; Tyinda, Tüse, Oninda, Zagaba , Kyenleai, Korba, Tyberissos, Dolichiste, Karaada arkeolojik yerleşimleri görülebilir.

APOLLONİA (KILIÇLI)

Küçük bir tepe üzerinde yer alan kentin adının Likya’nın baş Tanrısı Apollon’dan geldiği tahmin edilmektedir. Likya Birliğinde Simena, Aperlai ve İsinda’nın içinde bulunduğu, liderliğini Aperlai’nin yaptığı birlikle temsil edilmiştir.

Kentin günümüze ulaşabilmiş kalıntılardan İ.Ö.5. yüzyıldan 5. yüzyıla kadar en azından bin yıllık aktif yaşamı içinde Likya, Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerinin yer aldığı anlaşılmaktadır. Roma Döneminde Apollonia’nın önemi, Aperlai’nin gelişmesi ve nüfusun bu kente kaymasıyla azalmıştır.

Şehrin kurulduğu ince ve uzun dikdörtgen formlu kayalığın batı yamacı surlarla korunmuştur. Klasik dönem Akropolü, yerleşiminin doğusunda kayalık tepe üzerindedir. Sonradan Bizans Kalesi olan kalenin batısında Helenistik Döneme ait 10 basamağı görülen bir tiyatro, anıtsal Heroon, 80 yılına tarihlendirilen küçük bir hamamın oluşturduğu merkez yer almaktadır. Bu merkez, Bizans döneminde de değişmemiş, kiliselerde burada yapılmıştır.

Akropolün batı, güney ve doğu tarafları genellikle kayalık ve sarptır. Kuzeydoğudan kente ulaşan yol boyunca lahit ve dikme mezarların yer aldığı Nekropolden geçilmektedir.

Apollonia Nekropolü günümüze kalabilmiş değişik tipik mezar mimarileri ile Likya kentleri arasında özel bir konuma sahiptir. Mezarlar, İ.Ö. 6. Yüzyılın yöresel payeli mezarları ve kaya mezarlarından Roma döneminin Heroon ve lahitlerine kadar değişiklik göstermektedir. Likya’nın en özgün mezar türü olan Klasik Dönem dikme mezarlarının yoğunluğu Klasik dönemde kentin önemli ve ayrıcalıklı olduğunu göstermektedir.

APERLAİ

Kekova bölgesinde Sıçak Yarımadasında, uzun ve dar bir koyun başlangıcında yer alan Aperlai, küçük boyutlu bir Likya liman kentidir. Bölgede ele geçen yazıtlara göre kent, İ.Ö. 4. yy.’ın sonlarında kurulmuş ve 7. yy.’a kadar iskan görmüştür. Deniz kenarında yamaca kurulmuş kent 141 yılındaki depremde tahrip olmuş, kıyı yapıları kısmen yada tamamen su altında kalmıştır. Kent Roma döneminde RhodiapolisliOpramoas’ın da yardımlarıyla tekrar yapılanmaya çalışsa da 240 ve 530 yıllarındaki depremlerden sonra önemini kaybetmiş, 7. yy.’daki Arap akınlarından sonra terk edilmiştir.

Klasik çağ sikkelerinde adı Aprll, Bizans piskopos listelerinde Aprillai olarak geçen kentin anlamının “Akar Boğaz” anlamına geldiği söylenmektedir. Likya Birliğinde Apollonia, İsinda ve Simena ile oluşturduğu birliğin başı olarak temsil edilmiştir. Tüm kenti çevreleyen kalelerle desteklenmiş surlar içinde yaklaşık 1000 kişinin yaşadığı tahmin edilen bir yerleşimdir.

Kalıntılar denize doğru inen tepenin eteklerinde, körfezin kuzey tarafındadır. Bunlar arasında sahilden başlayıp tepedeki küçük akropolde birleşen çift sıralı savunma duvarı, hala ayırt edilebilir nitelikteki kule ve kapı kalıntılarıyla lahit ve mezarlar günümüze gelebilmiş örneklerdir.

En erken kalıntı kuzeydeki Helenistik döneme ait gözetleme kulesidir. Kentte Tiberius ve karısı Livia için İmparator kültü oluşturulmuştur. Bizans döneminde yerleşimin önemini koruduğu kentteki 4 kilisenin varlığından anlaşılmaktadır.

Surların içinde kalan alan, yoğun şekilde yerleşim görmüştür. Biri şehir içinde sahilde, diğeri sur dışında yine sahilde iki Roma Hamamı; Yukarı ve Aşağı şehirde olmak üzere iki kilise, çoğu yazıtlı Roma Dönemi seksenin üzerinde lahit önemli yapı kalıntılarıdır. Aperlai’de de Andriake’de olduğu gibi en değerli mor boyanın elde edildiği murex işlikleri ve depoları bulunmaktadır.

Aperlai kentinin güneyinde kalan mendireği, liman yapıları, kente ait birçok yapı, kent surları, ve bir kilise ile şapel, depremler sonucu kademeli olarak su altında kalmıştır.

KEKOVA ADASI (DOLİKHİSTE)

Ada hiçbir zaman karşısındaki iki küçük liman gibi kent özellikleri taşımamış, daha çok iki kenti perde gibi Akdeniz’e karşı koruyup denizcilerin sığınak, gemi inşa ve onarım üssü olarak kullanılmıştır.

Kentin ana yerleşimi adanın daha düzlük olan batı kısmındadır. Bölgede çok sayıda yapı kalıntısı ve geç döneme ait büyük bir kilise yapısı yer almaktadır. Tersane Koyu olarak adlandırılan ve liman olarak kullanılan doğal koy, yerleşimin ana kara ile bağlantısını sağlamıştır. Doğal koy kullanılarak inşa edilen rıhtım, sarnıçlar, palamar halkaları, palamar babaları, liman yapıları ile klasik dönemden Bizans dönemine kadar devam eden organize bir liman yerleşimidir.

Koyun batısında yapı temelleri ve sarnıçlar bulunmaktadır. Depremler nedeniyle liman rıhtımı ve liman yapıları su altında kalmıştır. Koyun güneyinde yine su altında apsisinin bir kısmı hala ayakta olan bir kilise yapısı vardır.

Limanın doğusunda tüm alana hakim bir noktada Klasik Döneme ait askeri bir gözetleme kulesi bulunmaktadır.Adanın ikinci yerleşimi, Tersane Koyunun yaklaşık 1 km. doğusunda, adanın kuzey yönünde eğimli bir yamacın teraslanmasıyla oluşturulmuştur. Bir veya iki katlı çok sayıda yapı kalıntıları arasından deniz seviyesine kadar inen merdivenler ile yakınlarındaki sarnıçlar, geç döneme ait kiliseler görülebilen kalıntılardır. Mendirek yapısı ve gerisindeki liman alanı ile yapıları su altındadır.

THEİMİUSSA (Üçağız Köyü)

Kekova Bölgesi içinde karayolu ile ulaşılan ve gerisindeki verimli araziden yararlanabilen tek kent olan Theimiussa, İ.Ö. 7-6. Yüzyıllardan başlayarak Geç Bizans dönemine kadar deniz ticareti açısından önemli bir yerleşim olmuştur. Kyaneai ve Tyberissos kentlerinin limanı konumundadır. Günümüzde antik kent kalıntıları üzerinde Üçağız Köyü yer almaktadır.

Erken dönemlerde kayalık bir yamaca kurulan kent, deniz ticaretinin ve buna bağlı olarak nüfusunun artmasıyla genişlemiştir. Kıyı bölümü depremle suyun altında kalan liman ve yapılarına aittir. Yerleşim limanın iki yanında sahile paralel biçimlenmiştir. Kentin doğusunda büyük bir nekropol Alanı; batısında Kilise, Hamam ve Konut Alanları bulunmaktadır.

Kentin çevresindeki çiftlik yerleşimlerinden gelen hububat, kentte imal edilen tuzlanmış balık ihraç ürünleri arasındadır. Kentte bulunan 4 büyük tuzlanmış balık üretim tesisinin Anadolu’da başka örneği yoktur. 5.-6. yy.’a tarihlenen iki büyük kilise Bizans döneminin önemli yapılarındandır.